Çalışma yöntemi3 dk okuma
Yanlış yaptığın soruyu bir daha görmezsen
Bin soru çözüp aynı hataları tekrarlamanın sebebi tembellik değil. Yanlışların ne zaman geri gelmesi gerektiğini ve bunu nasıl işler hâle getireceğini anlatıyoruz.
Medasi Ekibi
Şu sahne tanıdıktır: iki hafta önce çözdüğün bir soru yine karşına çıkıyor, yine aynı şıkkı işaretliyorsun, yine yanlış.
Bu tembellik değil. Hafızanın normal çalışma biçimi. Bir şeyi bir kez öğrenmek, onu kalıcı hâle getirmiyor — tekrar etmek getiriyor. Ama "tekrar etmek" dediğimizde çoğu kişinin yaptığı şey, konuyu yeniden okumak. Oysa okumak en zayıf tekrar biçimi.
Neden okumak yetmiyor?#
Bir sayfayı ikinci kez okuduğunda tanıdık geliyor ve beynin bunu "biliyorum" diye yorumluyor. Tanımak ile hatırlamak aynı şey değil. Sınavda senden istenen tanımak değil, boş sayfadan hatırlamak.
Bu yüzden en verimli tekrar, hatırlamayı denemek. Cevabı görmeden önce zorlanmak, bilgiyi okumaktan çok daha fazla sabitliyor.
Doğru zamanlama: tam unutmadan önce#
İkinci mesele ne zaman tekrar edeceğin.
Aynı gün üç kez baktığın bilgi ertesi hafta gitmiş oluyor. Bir ay hiç bakmadığın bilgi de gitmiş oluyor. Aradaki tatlı nokta şu: tam unutmaya başladığın an. O anda hatırlamak için zorlanıyorsun ve o zorlanma bilgiyi çok daha derine yazıyor.
Bunun kabaca şöyle işlediğini düşünebilirsin:
| Kaçıncı tekrar | Yaklaşık aralık |
|---|---|
| 1 | Aynı gün, birkaç saat sonra |
| 2 | Ertesi gün |
| 3 | Üç gün sonra |
| 4 | Bir hafta sonra |
| 5 | İki üç hafta sonra |
Zorlandığın kartlar bu merdivende yavaş ilerliyor, kolay gelenler hızlı. Sonuçta her gün önüne gelen şey, o gün gerçekten tekrar edilmesi gerekenler oluyor.
Asıl sorun: kimse listeye bakmıyor#
Teorisi bu kadar basit. Pratikte tıkandığı yer başka.
Çoğu soru bankası yanlışlarını bir yere kaydediyor. "Yanlışlarım" diye bir ekran oluyor. Ve o ekrana kimse girmiyor.
Girmemesinin sebebi de mantıklı: o listeye girmek ayrı bir karar. Yorgunsun, akşam, telefonu açtın — "yanlışlarıma bakayım" demek irade istiyor. Soru çözmek daha keyifli, çünkü ilerliyormuş gibi hissettiriyor.
Bu yüzden işe yarayan sistemlerin ortak özelliği şu: sen listeye gitmiyorsun, liste sana geliyor.
Günde on beş dakika#
Bu yöntemin en yanlış anlaşılan tarafı, çok zaman aldığı sanılması. Tam tersi.
Düzenli yaptığında günlük deste küçük kalıyor — on beş, yirmi kart. On beş dakika. Düzenli yapmadığında birikiyor ve iki hafta sonra iki yüz kartlık bir yığınla karşılaşıyorsun, o da hiç açılmıyor.
Yani asıl mesele süre değil, süreklilik. Günde on beş dakika, haftada bir saat yirmi dakikadan çok daha etkili.
Bir de şu var: dürüstlük#
Kart açılıyor, soruyu görüyorsun, "şey... galiba B" diyorsun, cevaba bakıyorsun, B çıkıyor ve "biliyordum" diyorsun.
Bilmiyordun. Tahmin ettin.
Kendine "hatırladım" demek kısa vadede iyi hissettiriyor ama o kartın bir daha uzun süre gelmemesine yol açıyor — yani tam da tekrar etmen gereken şeyi tekrar etmiyorsun. Emin değilsen "zor" demek, uzun vadede kendine yapılmış bir iyilik.
Özet#
- Okumak zayıf bir tekrardır; hatırlamayı denemek güçlü.
- En verimli an, tam unutmaya başladığın an.
- Yanlışların bir listede beklerse kimse o listeye bakmaz; sana gelmesi gerekir.
- Günde on beş dakika, haftada bir saat yirmi dakikadan iyi.
- Kendine dürüst ol; "biliyordum" demek en pahalı alışkanlık.